Ercan Kesal Söyleşisi: Hekimlik, Sinema, Zaman ve Dil Üzerine

Ercan Kesal; hekim, yazar, senaryo yazarı ve oyuncu kimlikleriyle Türk sanat ve edebiyat dünyasının en çok yönlü isimlerinden biri. “Evvel Zaman” senaristlerinden olduğu Bir Zamanlar Anadolu’da filminin güncesinden, Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan ve yüz yıllık gayri resmi Türkiye tarihini fotoğraflarla anlattığı Zamanın İzinde kitabına kadar pek çok kıymetli çalışmaya imza attı.

Çok Yönlü Bir Yaşam ve Zaman Yönetimi

Birçok farklı kimliği ve üretkenliği tek bir yaşama nasıl sığdırdığı sorulduğunda Ercan Kesal, disiplinli planlama alışkanlığına dikkat çekiyor:

“Eskiden beri bütün işlerimi sürekli olarak not alan, kontrol eden, tekrar başa dönerek onları planlayan bir tarzım var. Bir de galiba şöyle bir avantajım var; bütün işlerimin birbirlerini tamamlayan, eksilten değil de tamamlayan özelliklerinin olması da elbet planlamada bir avantaj sağlıyor.”

Bir senaryo çalışması yaparken bunun yakındaki kitap çalışmasında da izler taşıdığını belirten Kesal, oyunculuk yaparken okuduğu senaryoların kendisine yol gösterip ilham verdiğini ifade ediyor. Farklı disiplinlerde kaybolup kaybolmadığına dair ise şu dikkat çekici yorumu yapıyor“Kaybolmak iyidir çoğu zaman… Başarısızlık değildir. Geri çekilmek, beklenilmeyen bir yere gitmek, kendini bulmak için bir fırsattır hatta…”

Kesal’ın Çalışma Rutini ve Gece Üretkenliği

Çalışma temposu içinde uykuyla arasının hiç olmadığını ve uykusunu feda ettiğini dile getiren usta yazar, verimli çalışma saatlerini şöyle paylaşıyor:

  • Gece ve Sabaha Karşı Çalışma: Eskiden akşam 10-11 gibi uyuyup gece 03.00’ten sonra kalktığını belirten Kesal, sabaha karşı olan saatlerin çok kıymetli ve verimli olduğunu söylüyor.
  • Zihinsel Berraklık: Sabaha karşı kafasının daha açık olduğunu, daha coşkulu yazıp düşündüğünü ve okuduğu kitapların zihnine daha hızlı girdiğini; gündüzün telaşının ise insanı o kadar verimli kılmadığını vurguluyor.


Sinemada Zaman Kavramı ve Oyunculuk Sanatı

Cebimdeki Ekmek Kırıntıları kitabında cümlelerin altını çizmenin ve not almanın önemine değinen Kesal, sinemanın zamanla olan ilişkisini ve kendisine sağladığı şifayı şu sözlerle aktarıyor:

“Yapabileceğim ama yapmaktan imtina ettiğim şeyler, içimden bir türlü çıkmayan keder, sinemayla şifa buldu. Çünkü zamanı geri getirdi.”

Zamanın avucumuzda tutamadığımız ve geri getiremediğimiz için çok kıymetli olduğunu vurgulayan sanatçı, nostaljiyi keşkeleri barındıran kederli bir kavram olarak tanımlıyor. Sinema sayesinde zamanı yeniden mühürleyip onunla oynayabildiğini belirten Kesal, oyunculuk sayesinde Avukat Sezai veya bir İran filmindeki Hamit karakteri gibi farklı kimliklerde dolaşabildiğini ifade ediyor.


“İnsan Dilin İçine Doğar”: Dilin Hafızası ve Kültür

Eserlerinde dil kullanımına büyük hassasiyet gösteren Ercan Kesal, dilin toplumsal ve bireysel varoluştaki yerini anlatırken kelimelerin hafızasına dikkat çekiyor:

  • Dil ve İnsan İlişkisi: Dilin insanlardan önce de var olduğunu, sadece bir derdi anlatmak veya bir nesneyi işaret etmek için bir araç olmadığını; kendi tarihi, kederi, acısı ve umudu olduğunu ifade ediyor.
  • Unutulan Kelimeler (Leno Teyze Hikâyesi): Bir köye giden iki gezginin ilk kez gördükleri çiçeğin adını sorduklarında, köylü çocukların “Leno teyze ölmüş” yanıtı üzerine gezginlerin o çiçeğin adını dünyada bir daha kimsenin bilemeyeceğine üzülmelerini aktarıyor.
  • Coğrafyaları Bağlayan Güç: Dilin coğrafyaları birbirine bağladığını, örneğin Ural-Altay dilleri arasında binlerce kilometre olmasına rağmen dilin güçlü bir akrabalık ve bütünlük sağladığını vurguluyor.

Edebiyat ve Sinema Arasındaki İlişki

Sinemadaki senarist, yönetmen ve oyunculuk başarılarını edebiyatçı kimliğine dayandıran Kesal, iki sanat dalı arasındaki ilişkiyi şöyle özetliyor:

  1. İyi Senaryo Şartı: “İyi bir senaryonuz varsa iyi bir film yaparsınız… İyi bir senaryodan kötü bir film yapabilirsiniz ama kötü bir senaryonuz varsa neyle süslerseniz süsleyin o film berbattır.”
  2. Kurmaca Dünya Kurmak: Hem edebiyatta hem de sinemada okuru ve seyirciyi ikna edecek, gerçekten daha gerçek bir dünya kurma zorunluluğu vardır.
  3. Hayal Gücü ve Görsellik Farksızlığı: Edebiyatın betimlemeleri okurun hayal gücüne bıraktığını (John Steinbeck’in Bitmeyen Kavga kitabındaki roman kahramanı ya da Notre Dame’ın Kamburu‘ndaki Esmeralda’nın her okurda farklı canlanması gibi), sinemada ise yönetmenin kendi görselini sunarak bu fırsatı seyirciye vermediğini ifade ediyor.

Nazan Kesal ile Sanat Dolu Bir Birliktelik

Eşi tiyatro sanatçısı Nazan Kesal ile olan ilişkisine değinen Ercan Kesal; kendisinin alaylı, eşinin ise okullu bir oyuncu olduğunu hatırlatıyor. Hekimlik kimliği ve yaşça büyük olmasının getirdiği tecrübeyle olaylara farklı açılardan baktıklarını, birbirlerini dinleyerek ve geliştirerek ilişki dinamiklerini verimli bir paylaşıma dönüştürdüklerini belirtiyor.

Bu ilham verici sohbet ve Dergi Urla’ya ayırdığı zaman için Ercan Kesal’a teşekkür ederiz.

Röportaj: Bengi Birgi

Fotoğraf: Muhsin Akgün

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.

BİZİ TAKİP EDİN