Ahmet Güneştekin’in sanatı, çocukluğunda dengbêjlerden dinlediği mitoslarla, doğayla kurduğu bağla ve ışığın karanlığa karşı yürüyüşünü sembolleştiren güçlü bir anlatıyla şekilleniyor. Sanatçı, İstanbul’a taşındığı dönemde yaşam koşulları nedeniyle bir süre sanattan uzaklaşsa da, kardeşinin kaybı ona sanatın hayatındaki gerçek yerini yeniden hatırlatıyor. Beyoğlu’nda açtığı ilk stüdyo ile birlikte sanat yolculuğu yepyeni bir evreye giriyor.
Edebiyatın büyük ustası Yaşar Kemal, Güneştekin’in düşünsel dünyasında önemli bir yere sahip. Özellikle Kimseciküçlemesindeki korku, cesaret, doğa ve çocukluk anlatılarıyla kendi iç dünyası arasında güçlü bir bağ kuruyor. Güneştekin’in eserlerinde sıkça gördüğümüz güneş motifi, sadece soyadının bir yansıması değil; insanlık tarihinin en eski hikâyesi olan ışığın karanlığa karşı mücadelesinin simgesi. Sarmal formlar, bu döngünün zaman içindeki yolculuğunu temsil ediyor.
Sanatçı üretimlerinde kültürel kimliğinden izler bulunsa da, kendini tek bir tanımın içine hapsetmeyen çoğulcu bir yaklaşımı benimsiyor. Taş ve metal heykellerden büyük ölçekli enstalasyonlara, videolardan kavramsal işlere kadar genişleyen pratiği, sürekli arayış hâlindeki yenilikçi bir sanatçı profili çiziyor. Ona göre sanat, izleyiciyle buluşmadıkça hayat bulmuyor; bu yüzden uluslararası sahnedeki görünürlük için yıllarca kendi yolunu açmaya çalışıyor.
Güneştekin’in kültür-sanat projeleri de en az eserleri kadar iddialı. Urla ve Venedik’te hayata geçirdiği yapılar, hem üretim hem sergileme anlamında yeni bir sanat ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. Artİstanbul Feshane’de açtığı “Kayıp Alfabe” sergisi ise taş, metal, kapılar, harfler, hafıza ve göç temalarını bir araya getirerek geniş ölçekli bir kültür projesine dönüşüyor.
Bugün Güneştekin, sanatın geleceğini müzeler, koleksiyonlar ve kültürel iş birlikleri üzerinden kurgularken, aynı zamanda çocuk ve gençlerin sanata erişimini artırmak için kurduğu vakıfla da topluma katkı sunuyor. Onun için sanat yalnızca estetik bir ifade değil; hatırlamanın, direnmenin, yenilenmenin ve varoluşun en güçlü yollarından biri.





